KİTAP OKUMA BİZE NE KAZANDIRIR ?

16/11/2009 ·

 1-Yetkin kitaplar, sessiz öğretmenlerdir. Kitap okuma, bir ilaçtır.
2-Kitap okuma, hayatı sevdirir. İnsana yaşama sevinci
verir.
3-Seçkin kitap okuma, düşünceleri olgunlaştırır.
Joineriana:”Kitaplar da dost gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdır.”der. Nitelikli kitap okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.
4-Kitap okuma, stresi azaltır.
5-Kitap okuma, zihni açar, beyni hantallıktan kurtarır.
6-Kitap okuma; doğayı, toplumu anlama ve yorumlama yeteneği sağlar.
7-Kitap okuma, bizi pek çok yönden yetkinleştirir.
8-Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.
9-Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.
10-Anlama gücümüzü, konuşma ve yazma yeteneğimizi kuvvetlendirir.
11-Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar. Hayal gücümüzü geliştirir
12-Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.
13-Dünyaya bakış açımızı değiştirir. Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.
14-0kul hayatındaki başarıları pekiştirir.
15-Okumak, haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.

OKUYAN İNSAN DAHA BİLGİLİ VE ELBETTE DAHA BAŞARILI OLUR
    Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz. Başarının en önemli kaynağı bilgidir.Bacon: ‘Bilgi, güçtür.’ der. Başarılı yazarlar, ömürlerinin yarısını okuyarak geçirmişlerdir. Hayatta başarılı ve mutlu olmak için okuma alışkanlığı edinmemiz gerekir. Kahvelerde, meyhanelerde vakit öldüren insanların çoğu, okuma alışkanlığı edinememiş kimselerdir.
    Voltaire: ‘Okuma, ruhu yüceltir.’ demiş. “Güneş dünyayı, kitap insanları aydınlatır. Çocukları kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.”
    Dilimiz, edebiyat üstatlarının eserlerini okumakla zenginleşir. Büyük yazarların eserlerini mutlaka okumalıyız. Bu sayede hem düşüncelerimiz gelişir, hem de ifade yeteneğimiz güzelleşir.
    Okumayan insan, zihnini çalıştırmıyor, fikir jimnastiği yapmıyor demektir. Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz.  

    Okuduğumuz metin, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız.
     Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir ve kelime hazinemizi genişletir. Okuma sayesinde konuşma yeteneğimiz gelişir, düzgün ve güzel konuşur, güzel yazar hale geliriz.
    Okuma gaye değil, araçtır. Okumanın sonunda insan bilgi edinmeli, faydalı şeyler öğrenmelidir. Okuduğumuz metin tarih ise günümüze ışık tutmalıdır; ahlak kitabı okuyorsak davranışlarımız düzelmelidir. Okuduğumuz bilgilerden faydalanmalıyız ve onları hayata uygulamalıyız; aksi halde, marangozluk kitabı okuduğu halde hiçbir şey yapamayan adama benzeriz.
    Goethe: “Okumayı öğrenme, sanatların en gücüdür.” der. Gerçekten de okuma alışkanlığı edinebilmek çok zordur. Hele televizyonların insanı haber, film, şov bombardımanına tuttuğu, bilişim çağının en büyük zaman hırsızı internetin  çok yaygınlaştığı günümüzde okuyabilmek, sanatların en zorudur, fakat en güzelidir. TV seyreden, bilgisayar başında vakit öldüren insan pasiftir; resimler, yazılar süratle gözünün önünden geçer ve düşünmek için vakit bulamaz. Kitap öyle değildir; istediğiniz yerde okumayı bırakıp okuduklarınız üzerine düşünebilirsiniz.
    Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.
    Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Okuma sayesinde kendisini yetiştirmiş bireylerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın, sınav başarısında yadsınmaz bir katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını iyi değerlendirebilen öğrenciler, diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.
    Kitap okumanın zihinsel gelişmeye katkısı,  anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek, 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir.Anneler, yüksek sesle kitap okurken, çocuklar, onları dinler. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.Tüm bu nedenlerle, çocuklarımıza mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bunun için uygulanabilir öneriler şunlardır:

    En iyi okuma,  önek olmaktır:Çocuğumuz, bizi ve diğer aile bireylerini, kitap okurken mutlaka görmelidir.

    Evimizde güzel kitaplar üzerine sohbetler eksik olmamalıdır.

     Çocuklarımıza, her fırsatta, seviyelerine uygun kitaplar hediye etmeye çalışmalıyız.

     Çocuklarımızın evde mutlaka bir kitaplığı olmalıdır. Çocuklarımızı, kitap seçimi ve kütüphane oluşturma konusunda yönlendirmeliyiz.

    Çocuklarımızı, olanaklar ölçüsünde kitap fuarlarına, yazarların imza günlerine götürmeliyiz. Çocuklarımızın yazarlarla konuşmasına, iletişim kurmasına olanak tanımalıyız.

    Yazmak, okumayı destekleyici bir etkinliktir. Onun için, çocuklarımızı, yazma etkinliklerine yöneltelim. Çocuklarımızın; anı defteri, kitap tanıtım defteri, şiir defteri...tutmalarını özendirelim.

    Çocuklarımızın internette, televizyonlarda kitap üzerine üretilen güzel düşünceleri, eğitici programları izlemelerine fırsat verelim.

    *Çocuklarımızı, arada sırada kütüphaneye götürmeyi; onların, kitaplar dünyasından yararlanmalarını ihmal etmeyelim. Şu özdeyişleri  asla unutmayalım:”Kitapsız yetişen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer.”Kitapsız hayat, kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır.”

                                                         

                                                 Ahmet İNCE

                                    www.ozanahmetince.blogcu.com

                           incegil@hotmail.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR?

12/11/2009 ·

Okul öncesi çocuklar için kitap seçerken ve okurken
 
Bebeğiniz ve küçük çocuğunuz için kitap seçerken nelere dikkat etmelisiniz? Hangi yaşta, hangi kitapları tercih etmelisiniz? Kitap okurken nasıl davranmalısınız? Kitap okumayı eğlenceli bir aktiviteye nasıl dönüştürebilirsiniz?

Aşağıda okul öncesi dönemde kitap seçimi ve kitap okumakla ilgili bilgiler yer alıyor.

Çocuğunuz bir yaşından küçükse
Basit ve çocuğunuzun dünyasında bulunan nesnelerin parlak renkli resimlerinin olduğu kitapları tercih edin. Sayfalarda herhangi bir yazı bulunmak zorunda değil.

Çocuğun kendi başına da keşfedebilmesi için kumaş, karton veya sert plastikten yapılan kitapları tercih edin.

Basınca ses çıkaran düğmeler ve içi boşaltılabilecek cepler gibi aksesuarları olan kitapları tercih edin.

Biraz daha büyüdükten sonra basit tekerlemeler ya da kafiyeli cümlelerin yer aldığı kitaplar okuyabilirsiniz. Bu tür kitaplar çocuğunuzun dilin ritmini öğrenmesine yardımcı olur. Çocuğunuzun aile üyelerini tanımasına yardımcı olmak amacıyla da birlikte fotoğraf albümlerine bakabilirsiniz.

Bunları unutmayın:
Bebekler iri resimli kitaplardan hoşlanır.

Bebekler bebek resimlerinden hoşlanır.

Bebekler tekerlemelerden ve şarkılardan hoşlanır.

Bebekler aynı kitabın tekrar tekrar okunmasından hoşlanır.

Resimlerin adını söylerken parmağınızla o resmi gösterin. Bebekler böyle öğrenir.

Kitap okurken bebeği kucağınızda tutun.

Okurken ses tonunuz ve yüzünüzde ifadeler oluşturun, ancak abartılı ifadelerden kaçının.

Çocuğunuz 1-3 yaşındaysa
Kolay yırtılmayacak, esnek malzemeden yapılmış

Büyük, parlak resimleri olan

Çocuğunuzun bildiği şeyleri (örneğin banyo yapmak, yemek yemek gibi) yapan çocuk kahramanların bulunduğu

Her bir sayfa da birkaç kelimelik yazıların olduğu (örneğin “köpek nerede” ya da “Mavi ayı” gibi) kitapları tercih edin.

Bunları unutmayın:
Küçük çocuklar aynı kitabın tekrar tekrar okunmasından hoşlanır.

Küçük çocuklar uyumadan önce kitap okunmasından hoşlanır.

Küçük çocuklar okunacak kitabı seçmekten ve kendisi tutmaktan hoşlanır.

Küçük çocuklar yiyecekler, vasıtalar, hayvanlar ve çocuklarla ilgili kitaplardan hoşlanır.

Küçük çocuklar yazısı çok fazla olmayan kitaplardan hoşlanır.

Siz okurken çocuğunuzun hareket etmesine izin verin.

Resimlerin isimlerini belirtin. Küçük çocuklar bu şekilde yeni kelimeler öğrenirler.

Çeşitli nedenlerle beklemeniz gerektiği zamanlarda birlikte kitaplara bakın.

Gittiğiniz her yerde tabelaları ve levhaları okuyun.

Çocuğunuz 3-5 yaşındaysa
Kendi yaşamlarını anlamalarına yardımcı olacak fikirler ya da konular içeren

Belirgin bir konusu ya da kahramanı olan

Bir ya da birkaç kahramanın karşılıklı ilişkisini anlatan öyküler içeren (üç küçük domuzcuk gibi)

Onun yaşındayken kendi sevdiğiniz kitapları tercih edin.

Bunları unutmayın:
Okul öncesi dönemdeki çocuklar çeşitli öykülerin yer aldığı kitaplardan hoşlanır.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar alfabe ve rakamların olduğu kitaplardan hoşlanır.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar aile, arkadaşlar ve okula gitmekle ilgili kitaplardan hoşlanır.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar uyumadan önce kitap okunmasından hoşlanır.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar kitap okunurken yanınıza veya kucağınıza otururlar.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar öykü hakkında sorular sorarlar.

Çocuğunuzun öyküler anlatmasına izin verin.

Çocuğunuzla birlikte çocuk kütüphanesine ve kitapçıya giderek kendisi için daha fazla kitap seçme fırsatı sağlayın.

Televizyonu kapatın!
1. sınıftaki çocuğunuzla kitap okurken
 
Çocuğunuza kitap okumaya başlamak için beklemeniz gereken herhangi bir yaş yok!

Bebekler bile kitaptaki resimlere bakabilir, okuduğunuz kelimelerdeki ritmi, kafiyeleri işitebilir ve sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışabilirler.

Çocuklara yüksek sesle kitap okumak onların zihinsel ve dil becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur, okumayı öğrenmeye hazırlar, okul başarılarını yükseltir ve yaşam boyu sürecek bir okuma sevgisi kazanmalarını sağlar.

Ayrıca birlikte kitap okuyarak geçireceğiniz özel zamanlar çocuğunuzla aranızdaki bağın güçlenmesine katkıda bulunur ve ona değer verdiğinizi göstermenin çok özel ve yararlı bir yoludur.

Aşağıda 1. sınıfa giden çocuklara kitap okunması konusunda küçük ipuçları yer almaktadır. Bu ipuçlarından yararlanarak çocuğunuza ve kendinize özel yöntemler geliştirmek ve okumayı eğlenceli, zenginleştiren ve geliştiren bir deneyime dönüştürmek ise sizin elinizde.

1. SINIF ÖĞRENCİLERİ İLE KİTAP OKUMA

Okula yeni başlayan çocuğunuza yüksek sesle kitap okuması için bol bol fırsat yaratın. Okumayı yeni öğrenen çocuğunuza her gün bu becerisini güçlendirmeye yönelik alıştırmalar yapması için ilham verin. Aşağıdaki ipuçları çocuğunuzun mutlu ve güvenli bir okuyucu olması için yardımcı olacak eğlenceli yöntemler içermektedir. Bu ipuçlarını sırayla deneyerek sizin çocuğunuzda hangisinin daha fazla işe yaradığını kendiniz belirleyebilirsiniz.

Kitapsız evden çıkmayın
Çocuğunuzun doktor muayenehanesi gibi beklemesi gerekecek yerlerde okuması için yanınıza bir kitap ya da dergi alın. Sürekli olarak kitap okuyacak zaman yaratın.

Bir kez okumak yetmez
Çocuğunuzu sevdiği kitap ve şiirleri tekrar tekrar okumaya teşvik edin. Aynı şeyleri tekrar okumak çocuğun daha hızlı ve daha doğru bir şekilde okumasına yardımcı olur.

Öyküyü derinlemesine inceleyin
Çocuğunuza okuduğunuz öykü ile ilgili sorular sorun. Örneğin “sence küçük domuzcuk neden öyle davrandı?”.

Televizyonu kontrol altına alın
TV ve video oyunları ile rekabet etmek güçtür. Bu nedenle TV ve video oyunlarına ayırcağı süreyi kısıtlayın ve belli zamanlar dışında bunlara izin vermeyin. Serbest zaman faaliyeti olarak kitap okumayı teşvik edin.

Sabırlı olun
Çocuğunuz tanımadığı bir kelimeleri doğru bir şekilde okumaya çalışırken ona zaman tanıyın.

Çocuğun seviyesine uygun kitaplar alın
Çocuğunuzun kendi seviyesine göre çok zor olmayan kitaplar seçmesi için yardımcı olun. Bu aşamada amaç çocuğun bol bol başarılı okuma deneyimleri yaşamasını sağlamaktır.

Kelime oyunları oynayın
Çocuğunuzdan kelimeleri sizin değiştirdiğiniz şekilde söylemesini isteyin: yağ- dağ-bağ ve bağdan sonra örneğin bal ve böl gibi.

Sırayla birbirinize okuyun
Uyku öncesinde sırayla kitap okuyun. Çocuklar anne-babaları ile geçirdikleri bu özel zamandan hoşlanırlar.

Okuma hatalarını nazikçe düzeltin
Çocuğunuz bir hata yaptığında atladığı ya da yanlış okuduğu harfleri nazikçe gösterin. Okumaya başlayan çocukların çoğu tanıdıkları kelimelere göre tahminde bulunarak okumaya çalışırlar.
2. sınıftaki çocuğunuzla kitap okurken
 
Çocuğunuza kitap okumaya başlamak için beklemeniz gereken herhangi bir yaş yok!

Bebekler bile kitaptaki resimlere bakabilir, okuduğunuz kelimelerdeki ritmi, kafiyeleri işitebilir ve sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışabilirler.

Çocuklara yüksek sesle kitap okumak onların zihinsel ve dil becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur, okumayı öğrenmeye hazırlar, okul başarılarını yükseltir ve yaşam boyu sürecek bir okuma sevgisi kazanmalarını sağlar.

Ayrıca birlikte kitap okuyarak geçireceğiniz özel zamanlar çocuğunuzla aranızdaki bağın güçlenmesine katkıda bulunur ve ona değer verdiğinizi göstermenin çok özel ve yararlı bir yoludur.

Aşağıda 2. sınıfa giden çocuklara kitap okunması konusunda küçük ipuçları yer almaktadır. Bu ipuçlarından yararlanarak çocuğunuza ve kendinize özel yöntemler geliştirmek ve okumayı eğlenceli, zenginleştiren ve geliştiren bir deneyime dönüştürmek ise sizin elinizde.

2. SINIF ÖĞRENCİLERİ İLE KİTAP OKUMA

Çocuğunuzla birlikte okuma, yazma ve öyküler anlatmak için fırsatlar yaratın. Küçük okuyucunuzu ve işe yeni başlayan öykü yazarınızı her zaman takdir edin! Aşağıdaki ipuçları çocuğunuzun mutlu ve güvenli bir okuyucu olması için yardımcı olacak eğlenceli yöntemler içermektedir. Bu ipuçlarını sırayla deneyerek sizin çocuğunuzda hangisinin daha fazla işe yaradığını kendiniz belirleyebilirsiniz.

Aile hikayelerinizi anlatın
Çocuklar aileleri ile ilgili hikayeleri dinlemekten hoşlanırlar. Örneğin çocukluğunuzda yaşadığınız komik olayları anlatabilirsiniz.

Yazı araç gereç kutusu oluşturun
Bir kutuya yazı ve resim malzemeleri doldurun. Çocuğunuzun yazı yazması için fırsatlar yaratın. Örneğin alışveriş listesi, doğum günü davetiyeleri ya da kutlama kartları gibi.

Çocuğunuzun 1 numaralı hayranı olun
Çocuğunuzdan okulda yazdıklarını size yüksek sesle okumasını isteyin. Şevkli ve istekli bir dinleyici olun

Dikkatle bir kez daha okumasını isteyin
Tanımadığı, farklı bir kelimeyi okuduğunda o cümleyi tekrar okumalarını isteyin. Böyle durumlarda çocuklar kelimeyi okumaya çalışmakla çok meşgul olduklarından okuduklarının anlamını kaçırabilmektedirler.

Çocuğunuzun sınıfına/okuluna bir yazar davet edin
Bir yazarı çocuklara yazı yazma süreci hakkında konuşmak üzere çocuğunuzun okuluna davet edin. Çocuklar ilk denemelerinde mükemmel bir öykü yazamadıkları zaman bu konuda yeterince akıllı ve becerikli olmadıklarını düşünürler.

Birlikte bir kitap oluşturun
Dosya kağıtlarını ikiye katlayın ve bir kitap oluşturacak şekilde bağlayın. Çocuğunuzdan her bir sayfaya yazılar yazmasını ve bu yazılarla ilgili resim çizmesini isteyin.

Yolculuk ederken masallar anlatın
Araba ya da otobüs ile yolculuk ederken birinizin başlattığı bir öyküye sırayla cümleler ekleyin. Örneğin komik ya da ürkütücü öyküler üretebilirsiniz.

Kelimeler arasındaki ilişkilere işaret edin
Birbiri ile bağlantılı bazı kelimelerin nasıl benzer telaffuz ve anlamlara sahip olduğunu açıklayın. Örneğin bilgi kelimesi ile bilmek kelimesi arasındaki ilişkiyi anlatabilirsiniz.

Bir yazım kontrol listesi hazırlayın
Çocuğunuzun yazım kuralları ile ilgili bir liste hazırlamasını ve bu listede hatırlatıcı notlara yer vermesini sağlayın. Örneğin “Noktadan sonra tüm cümlelerim büyük harfle başlıyor mu? Evet/Hayır” gibi.

"Daha hızlı, daha hızlı"
Çocuğunuzun yeni öğrendiği kelimeleri küçük kartlara yazarak çeşitli yerlere asın. Bu yöntem çocukların özellikle de sık kullanılmayan kelimeleri otomatik olarak tanıyıp, okumalarına yardımcı olabilmektedir.
3. sınıftaki çocuğunuzla kitap okurken
 
Çocuğunuza kitap okumaya başlamak için beklemeniz gereken herhangi bir yaş yok!

Bebekler bile kitaptaki resimlere bakabilir, okuduğunuz kelimelerdeki ritmi, kafiyeleri işitebilir ve sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışabilirler.

Çocuklara yüksek sesle kitap okumak onların zihinsel ve dil becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur, okumayı öğrenmeye hazırlar, okul başarılarını yükseltir ve yaşam boyu sürecek bir okuma sevgisi kazanmalarını sağlar.

Ayrıca birlikte kitap okuyarak geçireceğiniz özel zamanlar çocuğunuzla aranızdaki bağın güçlenmesine katkıda bulunur ve ona değer verdiğinizi göstermenin çok özel ve yararlı bir yoludur.

Aşağıda 3. sınıfa giden çocuklara kitap okunması konusunda küçük ipuçları yer almaktadır. Bu ipuçlarından yararlanarak çocuğunuza ve kendinize özel yöntemler geliştirmek ve okumayı eğlenceli, zenginleştiren ve geliştiren bir deneyime dönüştürmek ise sizin elinizde.

3. SINIF ÖĞRENCİLERİ İLE KİTAP OKUMA

Okuyun, konuşun, düşünün. Çocuğunuzun, okumanın nihai hedefi olan, kavramasını geliştirmeye yönelik yöntemler bulun. Aşağıdaki ipuçları çocuğunuzun mutlu ve güvenli bir okuyucu olması için yardımcı olacak eğlenceli yöntemler içermektedir. Bu ipuçlarını sırayla deneyerek sizin çocuğunuzda hangisinin daha fazla işe yaradığını kendiniz belirleyebilirsiniz.

Kitapların özel ve değerli olduğunu gösterin
Okumayı özel ve güzel bir aktiviteye dönüştürün. Çocuğunuzu kütüphaneye götürün ve kendisine ait kütüphane kartını çıkartması için ona yardımcı olun, birlikte okuyun ve hediye olarak kitap alın. Evinizde kitaplar için güzel bir bölüm oluşturun ya da en iyisi evinizin her tarafında kitaplar bulundurun.

Yeni kitaplar okumaya teşvik edin
Çocuğunuzu yeni bir kitaba başlaması için teşvik edici yollar bulun. Örneğin dizi şeklinde kitaplarla tanıştırın veya sevdiği yazarın yeni bir kitabını alın ya da beğendiği türden başka kitaplar bulması için yardımcı olun.

Sözlük kullanmaya teşvik edin
Çocuğunuzun sizin sözlük kullandığınızı görmesini sağlayın. Okurken, “hımmmm bu kelimenin anlamını bilmiyorum, sözlüğe baksam iyi olacak” gibi şeyler söyleyerek sözlüğü nasıl kullandığınızı gösterin.

Gördüğünüz ve yaptığınız şeyler hakkında konuşun
Çocuğunuzun dinledikleri ve okuduklarını kavrayabilmesi için büyük önem taşıyan temel bilgileri kazanması için günlük aktiviteleriniz hakkında konuşun. Örneğin birlikte yemek pişirirken, bir yeri ziyaret ederken ya da bir film veya dizi izledikten sonra bunlar hakkında konuşmayı alışkanlık haline getirin.

Yazarken yüreklendirin
Çocuğunuz yazılar yazarken onu yüreklendirin. Yazmanın çeşitli aşamaları olduğunu ve ilk başta hiç kimsenin mükemmel yazamayacağını anlatın.

Farklı zevklere farklı kitaplar
Çocuğunuzu çeşitli yazım biçimleri ile tanıştırmak için farklı türlerde kitaplar okuyun. Bazı çocuklar, özellikle de erkek çocuklar roman yerine, başka yazım türlerini tercih edebilmektedir.

Çocuğunuza bazı hafıza ipuçlarını öğretin
Bir öyküyü birkaç cümlede nasıl özetleyebileceğini ya da ilerleyen bölümlerde neler olduğunu nasıl tahmin edebileceğini gösterin. Her ikisi de kavrama ve hatırlamasına yardımcı olacaktır.

Kelime oyunları
Otomobil ya da otobüste geçen süreleri kelime oyunları oynayarak değerlendirin. Eş anlamlı ya da zıt anlamlı kelimeler bulun. Kelimelerin kullanımına ilişkin örnekler verin. Çocuklar kelimelerin çeşitli anlamlarını bilirlerse bu kelimeleri okumakta da daha az zorlanırlar
.
Çocuklar okumayı nasıl öğrenirler: Yaşlara göre gelişim süreci
 
0-2 Yaş: Kitaplarla bağ kurma
Bebekler gözlem yapmayı severler. Bebeğinize her kitap okumanızda bebeğiniz, sayfaları çevirmek ve yazıları soldan sağa doğru izlemek gibi okumayla ilgili temel kavramları idrak eder. Birlikte kitap okurken, resimlere işaret edin ve isimleri söyleyerek, resim hakkında konuşun. Bebeğinizi büyüdükçe sayfaları çevirme ve resimleri işaret etme konusunda sizi taklit edecektir.

Bebekler kucağa alınmayı ve kendileriyle konuşulmasını da severler. Ve kitap okumak, konuşma biçimlerini ve çeşitli seslerin nasıl çıkarılacağını öğrenmeleri açısından mükemmel bir fırsat sağlar. Çocuğunuza kitap okurken bunu bir sohbet gibi düşünün. Kitap okumayı eğlenceli bir karşılıklı iletişime dönüştürün. Gördüğünüz resimleri tanımlayın, sorular sorun, duyguları ifade edin. Her kitabi keşfedilecek yeni bir dünya olarak değerlendirin.

3 – 5 Yaşlar: Okumaya hazırlık
Çocuğunuz okumaya başlamadan önce uzun bir süre boyunca, sayfada yer alan tüm bu siyah benekleri anlamlandırabilmesini sağlayacak temel becerileri kazanacaktır. Yazılar ve kitaplarla aşina olacak ve kitapların işleyişini öğrenecektir. Bunun ardından harfleri tanımaya başlayacaktır: Ne kadar çok sayıda harfi tanırsa dikkatini de o ölçüde bu harflere ait seslere yoğunlaştırabilecektir. Çocuğa bol bol kelimeleri işitme fırsatları sağlayın, böylece kelimeler içindeki farklı sesleri ayırabilecek ve bunları ustalıkla kullanacaktır. Yazı sistemi konuşurken çıkardığımız sesleri temsil ettiğinden bu önemlidir.

Ana sınıfı – 2. sınıf: Okumayı Öğrenme
Okumayı öğrenme genellikle iki pedallı bisiklet kullanmayı öğrenmekle kıyaslanır. Kendi başına bisikletle dolaşmaya başlamadan önce gidonu tutmayı, denge kurmayı, pedalları çevirmeyi ve hızlanmayı öğrenmesi gereklidir. Benzer şekilde çocuğun bir kitabı kendi başına okuyabilmesi için, önce kelimeleri seslendirmeyi (fonetik) öğrenecek, ardından sık kullanılan kelimeleri tanıyacak, daha sonra metinlerin ne anlama geldiğini kavrayacak ve sonunda öykünün anlamını yitirmeden hızla okumayı başaracaktır.

3 – 5. Sınıflar:
Kitap okumaktan hoşlanmaya başlamak
Artık esas amaç çocukların her dalda (matematikten tarihe) yeni konuları öğrenmek amacıyla sahip olduğu becerileri kullanabilen, istekli, bağımsız okuyucular olmalarıdır. Daha basit bir ifade ile, çocuklar ikinci sınıf boyunca okumayı öğrenmeye odaklanırlar. Bundan sonra ise “öğrenmek için” ve zevk aldıkları için okurlar. Çocuğunuz aktif olarak okumayı, sürekli düşünmeyi ve sorgulamayı da öğrenmelidir. Okumakta ustalaşan çocuklar kelimeleri otomatik olarak tanır ve böylece dikkatlerini fikirler ve daha önceden sahip oldukları bilgiler arasında bağlantı kurmaya yönlendirebilirler. Eğer rahatlıkla okuyamıyorsa ve okumak için çok çaba harcaması gerekiyorsa, çocuğunuz okumaktan kaçınacaktır.

6 – 8. Sınıflar: Yaşamak için okumak
Çocuğunuz artık edebi eserleri analiz edebilecek ve ders programının (sosyal bilgiler, fen, matematik, sağlık ve yabancı diller) tüm içeriğini öğrenebilecek düzeyde gelişmiş okuma becerilerine sahip olmuştur. Artık okumak, bilgi edinmeyi, karmaşık materyalleri anlamlandırmayı ve edebiyat ve popüler yayınlardan zevk almayı sağlayan güçlü bir araç haline gelmiştir.Bu nedenle beşinci sınıftan sonra dersler mevcut becerilerin inceltilmesi ve güçlendirilmesine yöneliktir: Örneğin ne zaman ve nasıl sadece gözden geçirmekle yetinebileceği ya da dikkatle okuyup, düşünmesi gerektiğini kestirebilmesi gibi. İyi okuyucular ise okurken sürekli kendi kendilerine sorular yöneltirler.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUKLARA KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMANIN YOLLARI

10/11/2009 ·

Bu yazıda çocuklarda okuma alışkanlığını geliştirmek için bazı öneriler bulacaksınız. Okuması ve uygulaması kolay olsun diye maddeler halinde yazmayı tercih ettim. 

1. Alışkanlıklar küçük yaşlarda kazanılır. Dolayısıyla çocuğunuza daha okuma yazmayı öğrenmeden kitabın önemini kavratacak uygulamalar içinde olmalısınız. Kitap sadece belirli yaştaki insanların okuması gereken bir şey değildir. Her yaşın kitabı vardır. Çocuğunuz ilkokula başlamadan ona alacağınız boyama kitapları veya sesli kitaplar onun kitabı ve okumayı sevmesinde ilk adımları atacaktır. Eğer çocuğunuzun eline küçük yaşta oyuncak silah veriyorsanız hiç boşuna mafya dizilerini suçlamayın.

Çocuğunuz belki okula gitmeden önce okuma yazma bilmiyor olabilir. Ama siz biliyorsunuz. Dolayısıyla çocuğunuz ile kitap arasındaki ilk bağlantıyı siz kuracaksınız. Bunu ona kitap okuyarak yapabilirsiniz. Uyumadan önce kitap okumak ideal bir yol olabilir.

2. En iyi eğitim örnek olmaktır. Çocuğunuz muhakkak sizi ve diğer aile bireylerini kitap okurken görmelidir. Her akşam evlerde dizi saatleri uygulaması yapılıyor. Peki, kitap saati uygulaması neden yok? Günün belirli bir saatinde bütün aile bireyleri aynı anda kitap okuma saati düzenleyebilir. Çok değil günde yarım saat veya bir saat kitap okuma seansı çocuğunuza inanılmaz bir motivasyon kazandıracaktır.

3. Evinizde kitap konuşulmalıdır. Kitap okumayı destekleyen bir diğer uygulamada kitabı günlük hayatın içine sokmaktır. “Falanca kitap çok güzelmiş, şundan bahsediyor, aynı yazarın şu kitabı da güzel” gibi sözler muhakkak çocuğunuzun zihninde yer edecektir. Bir süre sonra o da okuduğu kitaplardan bahsedecek sizin gibi konuşabilmek için daha fazla okuma yolunu seçecektir.

4. Kitap en güzel hediyedir. Her akşam elinde hediyeler ile eve gelen bir baba her çocuğun hayalidir. Ama baba her akşam çikolata getiriyorsa bu ancak çocuğun dişlerinin çürümesini sağlar :) Çocuğunuza her fırsatta kitap hediye etmeye çalışın. Çünkü hediye almak sevindirici bir olaydır. Bu olay ile kitap fikri üst üstte geldiğinde çocukta kitabın sevindirici ve değerli bir şey olduğu izlenimi uyanacaktır.

5. Her çocuğun bir kütüphanesi olmalıdır. Çocuğunuzun odasına yapacağınız masrafın küçük bir kısmını kütüphane için ayırmaya ne dersiniz? Hatta imkân varsa çocuğunuz kendi kütüphanesini kendisi yapmalı, süslemeli, boyamalı… Bu şekilde kitabı ve kütüphaneyi daha çok sahiplenecektir. Birde üstüne “Ali’nin Kütüphanesi” yazdınız mı tamam :) Kütüphane çocuğunuzda kitap alma, kitap edinme ve biriktirme davranışlarında önemli katkılar sağlayacaktır.

6. Çocuğunuzu mutlaka kitap evlerine ve kitap fuarlarına götürün. Çocuğunuz devamlı süpermarket gezmelerine gideceğine biraz da kitap gezmelerine gitmiş olsun. En azından ayda bir düzenli olarak bir kitap mağazasını ziyaret edin. Çocuğunuzla beraber kitapları karıştırın, yeni çıkan kitaplara bakın bütçenize göre ona bir kitap alın.

Özellikle kitap fuarları kitap bilincini geliştirmek için önemli fırsatlardır. Kitabın ne kadar değerli bi araç olduğunu insanlara hatırlatır. Aynı zamanda birçok insanın kitaplarla ilgilenmesi kitap okumanın olağanüstü bir şey olmayıp doğal, olması gereken bir davranış olduğu konusunda çocuğa bir fikir verecektir.

7. Kitap istatistikleri tutun. Çocuğunuza küçük bir defter alıp okuduğu kitapları not etmesini söyleyin. Her ay sonunda, her yıl sonunda okuduğu kitap sayılarını tespit edin. Kitap sayılarında artış varsa onu ödüllendirin. Aynı zamanda tutulacak deftere kitaplardan alıntılar da yazılabilir.

8. Çocuğunuzu kitap seçimi konusunda yönlendirin. Yukarıda bahsettiğimiz gibi her yaşın kitabı vardır. Daha ilkokuldaki çocuğun önüne ağır dünya klasiklerini koyarsanız baştan kaybetmiş olursunuz. Çocuğunuzun yaşına göre okuması gereken kitapları tespit edip bunları çocuğunuza önerin. Fakat bu kitabı okuyacaksın diye baskı yapmayın. Çocuklar eğlenceli kitapları diğerlerine tercih edebilirler. O zaman yemek seçiminde uyguladığınız taktiği hatırlayın. Sebze yemeğini yemeyene tatlı yok! Çocuğunuza eğer bu kitabı okursan diğerini de okuyabilirsin tarzı yaklaşırsanız iki kitap birden okumasını sağlamış olursunuz.

9. Çocukların kitap yazarlarını tanımasını sağlayın. Gerek vefat etmiş, gerek yaşayan yazarları tanımak çocuğunuzun okuma bilinci konusunda önemli bir adımdır. Özellikle kitap fuarlarına, imza günlerine çocuğunuzu götürüp yazarları görmelerini ve konuşmalarını sağlayın. Çocuk yazarını bildiği bir kitabı daha heyecanla okuyacaktır.

10. Yazmak okumayı destekleyici bir aktivitedir. Bir şey üzerine yazı yazmak o şeye alıcı gözüyle bakmak demektir. Çocuğunuza kitap üzerine bir şeyler yazmasını önerin. Her kitap üzerine yarım sayfa kadar yazı yazsa ve bunları biriktirse oldukça büyük bir hazine oluşturuyor demektir.

11. Kitap ile ilgili dergileri, yazıları ve televizyon programlarını takip edin. Televizyonlarımızda pek kitap üzerine program yok ama kitap üzerine yayınlanan gazete ekleri, dergiler, internet siteleri var. Çocuğunuza rehberlik ederek bunları takip etmesini sağlarsanız okuma davranışı desteklenmiş olur.

12. Çocuğunuzu kütüphaneye götürün. Kütüphaneler internet sayesinde yavaş yavaş eski işlevselliklerini yitirse de kitap kurtları için hala vazgeçilmez yerler. Uygun bir zamanda çocuğunuz kütüphaneye götürüp kütüphaneyi gezdirin. Eğer kütüphaneye üye olması mümkün ise kendi kendine kütüphaneye üye olmasını sağlayın. Bu şekilde kütüphaneyi benimsemesi kolaylaşacaktır.

13. Kelime oyunları kitap okumayı teşvik edebilir. Gerek elektronik ortamda,  gerekse klasik anlamda birçok kelime oyunu bulunuyor. Çocuğunuzu şiddete dayalı oyunlar oynaması yerine bunları oynamasını tavsiye edin. Hatta beraber ailecek oynayın. Çocuğunuza ne kadar kelime bilirse bu oyunlarda o kadar başarılı olacağını çok kelime bilmenin yolunun da çok okumaktan geçtiğini söylemeyi unutmayın.

14. Dergi, gazete ve diğer yayınlar takip edilmelidir. Okuma alışkanlığı sadece kitap ile sınırlı değildir. Belki kitaplar çocuğunuza sıkıcı gelebilir. Bu durumda dergiler imdadınıza yetişir. Özellikle çocuk dergileri cezp edici tasarım ve içerikleri ile çocukların gözdesidir. Bütçeniz el veriyorsa bir çocuk dergisine abone olabilirsiniz.

15. Çocuğunuzun kitap için para biriktirmesini sağlayın. Çocuğunuza istediği her kitabı almayın. Bazı kitaplar için para biriktirmesini sağlayın. Böylece kendi parasıyla kitap almış olacak ve kitabı daha çok sahiplenecektir. Bu alışkanlığı ilk başlarda harçlığına bir kitap zammı yaparak yerleştirmek mümkün olabilir. Örneğin 2 YTL harçlık alıyorsa 1 YTL kitap zammı yapılabilir.

Benim aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Bunların haricinde şu da olmalı değiniz şeyleri yorum olarak eklemekten çekinmeyin. Bol kitaplı günler…

Araştırmacı Not: Bu sayfada çocuklardaki kitap okuma alışkanlığı ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmiş. Zamanınız varsa mutlaka göz atın….

Yorum (yok) Yorum yaz!

KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI (3)

9/11/2009 ·

OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR?

Kitap Okuru Bir Toplum Muyuz ?

 Orhan Pamuk “Yeni Hayat” kitabında der ki “ Bir kitap okudum hayatım değişti”.

Aslında çok anlamlı bir ifade. Özellikle kitap kurdu insanlar bilirler ki okudukça yaşamları

anlam kazanır. Yaşamı daha iyi algılar, karşılaştıkları sorunu daha kolay çözebilmektedirler.

İnsanın yaşama anlamlı başlaması, kendisine erken yaşlarda bir yol haritası çizmesi

geleceğinde birlikte olduğu insanları daha iyi, daha doğru daha güzel görmesinin yollarını

aramasını sağlayacak düşünme gücü katacaktır. Kitapların, kendini, ortamını, ülkeni, öteki

ülkeleri, yer altı yer üstü zenginlikleri gökyüzünü size tanıtacaktır. Kitap insan kişiliğini,

karakterini ve doğrularını tanıtacak, geleceğe yeni ufukların açılmasını sağlayacaktır.

“Bilginin insana verdiği mutluluk ne para ne de servet ile sağlanabilir” özdeyişinin

önemini ancak bunu yaşayanlar bilir. E. Gibban “ Okumayı hiçbir servetime değişemem”

ifadesi ile yaşamdan aldığı tadı vurgulamaktadır. İbn-i Sina gibi dünyaca ünlü bilgin

"Gecelerim hep okumakla geçerdi” diyor. Katip Çelebi “ Mumlar tükenir, güneş, doğar, ve ben

hala okurdum” diyerek okuma alışkanlığını ortaya koymaktadır. Montesquie ise “ Okuma ile

üzüntülerimi gideriyorum” diyor. Ünlü kimya bilimcisi Madam Curie “ bütün yoksulluğuna

karşın geceleri sokak lambaları altında ders çalışarak eğitimini tamamladığını belirtiyor,

yaşam öyküsünde.

Yaşamın farkına varmak, olayları sentezlemek veya analiz etmek için belirli bir

bilincin oluşması yaşamdan zevk almak için okumak ve mutlaka okumak gerekir. Aksi

taktirde Uğur Mumcunun meşhur sözü olan “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunur”.

Maalesef bir çok kişinin TV ekranlarında veya birilerinden duydukları bir iki ifadeyi

kullanarak uluorta konuştukları görülmektedir.

Gelişmiş Ülkelerde Okuma Alışkanlığı Bir Yaşam Biçimine Dönüşmüştür.

Sık sık Batı ülkelerini ziyaret eden öğrenciler ve yetkililerin hayran kaldıkları bir olgu,

bindikleri toplu taşıma araçlarında gördükleri okuyucu kitlesinin çokluğudur. Otobüs veya

trene bindiğinizde bizler hariç herkesin elinde bir kitap iki durak arasını bile

değerlendirmesidir. Parkta bahçede, tatilde, deniz kenarında, yemekhanede boş anda kitaplar

açılıyor ve bir sayfa da olsa okunuyor.

Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde halen kitapçıların önünde sepetleri ile kitap satın

almak için kuyrukta bekleyen insanlara sıkça rastlamaktayız. Ayrıca bazı batı ülkelerinin üniversitelerinde günlük veya haftalık “Kampus”

gazetesi belirli noktalara yerleştirilen kumbaralarda ücretsiz alınabilmektedir. Hep yurt dışına

çıkanlarımız sık sık belediye otobüslerinde kitap okuyan insanların davranışlarını gıpta ile

izlediklerini söylerler. Nedense hep söyleriz ancak kendimiz okumayız. Bu konuda biraz kötü

bir örnek olduğumuzu söyleyebilirim. Sanırım biraz “mış” gibi yaşıyoruz. Prof. Dr. Doğan

Cüceloğlu “Mış Gibi Yaşamak” adlı kitabında dünyadaki gelişimlerin tersine bizde

okumuşların olayların farkına varılabilirlik konusunda sıradan insandan daha geri olduğunu

ve güven vermediğini belirtiyor.

Zamanını Okuyarak Geçiren Bir Toplum Değiliz.

Son yıllarda sıkça şikayet konusu olan zamansızlık nedeniyle kitap okunamamasının

gerekçesinin arkasındaki en güçlü etki çoğumuzun farkına varmadan zamanımızın önemli

kısmında TV izlemesi yatmaktadır. İnsanların mesai sonrası saat 17 00 ile yatsıya kadar olan

22.00'ye kadarki programların büyük çoğunluğu televole, şiddet ve ideolojik ağırlıklı

görüntüler... Türk toplumunun yine sayın Temizel’in ifadesi ile dünya birinciliği ile ortalama

TV izleme alışkanlığı 4-5 saat arasındadır. Günde Internet ve TV ile geçirdiğimiz zamanı

düşünürsek okumaya ne kadar zaman kalır merak etmeye başladım. Doğal olarak Internet ve

TV’den de bilgi alınabilir ancak uzmanlar okumanın daha etkili olduğunu belirtiyorlar.

Belgesel, kültürel, sinema, sanat, tartışma, reklamsız haber neredeyse yok denecek kadar az.

Bugün artık insanların yokluk ve diğer nedenlerden dolayı neredeyse tek eğlence kanalı ve

zaman geçirebildiği tek objesi olan TV ekranları neredeyse insanları karşısına kilitlemektedir.

Büyük çoğunluğu genç olan nüfusun bu kültür ile yetiştirilmesinin gelecekte yaratacağı

etkileri şimdiden düşünmek zorundayız.

Türkiye Okuyan İnsanı Sevemedi

Bizde maalesef bu alışkanlık yok ve kitap okuma da başta devlet tarafından kötü ve

zararlı olarak gösterilmiştir. 12 Eylül sonrası kitap okumak sanki ideolojik guruplara özgü bir

davranış gibi gösterilerek yakalanan şahıslar ile birlikte okuduğu kitaplar, ders kitapları dahi

ayırt edilmeden kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti

yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü.

Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi

eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli

dövülen, sus sen bilmezsin, aklın ermez, büyüğüne saygı, otoriteye saygı kişinin kişiliğini

önemli ölçüde zedelemiştir. Kitap okuma alışkanlığı kazandırılamamış toplum ne yapacağını

bilemeyecektir. Devlet kitap okuyanı ve okutanı hain ve düşman ilan etmiştir. Kitapların bir

taraftan yasaklanması, diğer taraftan yayıncıların yasaklanması yanında pahalı olması kitap

okunmasının önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.

Sanırım geçmişte kitabın yanlış tanıtılması ve okuyucunun mağdur duruma

düşürülmesinin okuma alışkanlığının azalması üzerinde büyük bir etkisi oldu. Ancak

hepsinden önemlisi okuma alışkanlığı kültürü toplumumuza yerleşmedi.

Türk toplumu ne yazık ki batı toplumu ile karşılaştırıldığında okuma alışkanlığı

yeterince gelişmiş değildir. Cumhuriyet kurulduğunda toplumun %90’nı okuma yazmadan

yoksun olduğu şeklindedir. Bugünde halen Cumhuriyet kurulduğundan bu yana okuma yazma

tam olarak sağlanamadı. Türkiye de OKUR YAZAR olmayanların ORANI bugün Türkiye

genelinde 8.5; Güneydoğuda ise bu oran 22.8. Kadınların %30’una yakını okuma yazmadan

yoksun. Ne yazık ki okuryazar olmakda yetmiyor.

Bu durum bile okuma yazmanın önemini yeniden düşünmemizi sağlamaktadır. Bilgi

çağında halen okuma yazma bilmeyen ve var olanların da oranının 4 olması ile Türkiye'nin

insani gelişmişlik düzeyi arasında ciddi bir ilişki olduğunun göstergesidir.

Ancak son yıllarda en çok üzüldüğüm bir olgu da, gençliğin gerek eğitmenler ve

gerekse de aileler tarafından kitap okuma yerine sürekli sınava hazırlanma telkinin

yapılmasıdır. Sürekli sınava hazırlanan ve kitap okutulmayan milyonlarca genç eli kolu bağlı

durumdadır. Bu anlayış maalesef bugün insanımızı duygu, düşünce ve iç zenginlik yönünden

köreltmiş, tir. Kişinin öğrenme becerilerinin tamamlandığı 20 yaş sonrası çok sayıda insan iş

yapamaz konuma gelmektedir.

Okuma Alışkanlığı Kazandıralım

Yapılan bütün araştırmalar, erken dönemde okuma alışkanlığı kazanan çocukların

kelime hazinesi ve düşünme yeteneği artmakta buna bağlı olarak yaratıcı zeka, dinleme

konuşma yeteneğinin geliştiği belirtilmektedir. Benim de kendi gözlemim okuma alışkanlığı

olmayan kişinin istediği kadar derece alsın, makam ve mevkiye gelsin, alternatif düşünme,

yaratma ve farklılık yaratma konusunda yetersiz olduğu görülmektedir. Kitap insanın

kişiliğini, karakterini ve doğrularını tanıtmak, geçeği yeni ufukların açılamasını sağlaması

bakımından önemli. Kitap ve bilgi yaşamı gönül gözü ile görülmesini sağlayarak iç zenginlik

yaratması bakımından önemlidir.

Gallius, “kitaplar sessiz öğretmenlerdir” diyor. Bazen toplum eğitimi için bazı teknikler

geliştirerek okuma alışkanlığı kazandırabiliriz. Basından öğrendiğimizi kadarı ile, 21 Ekim

tarihli Hürriyet Gazetesi Kahramanmaraş ili Türkoğlu ilçesinde lise öğrencilerini taciz eden

bir gence okullar için önerilen 100 Temel Eser'den üç tanesini polis gözetiminde zorunlu okuma

cezası getirmiştir. Çok anlamlı ve yapılması önerilen bir ceza. Ne yazık ki ceza alan genç bir

süre sonra kitap okumak yerine cezaevinde kalmayı tercih etmiş. Savcının bu anlamlı teklifini

maalesef gencimiz sanırım bilincinin yetersizliği nedeniyle doğru değerlendirememiştir. Genç

birkaç gün sonra, okumaktan vaz geçmiş ve cezaevinde volta atmayı benimsemiştir. Yine de

savcıyı kutluyorum. Benzer bir davranış Güney Doğu'da bir ilimizde gerçekleşmiştir. Şanlıurfa’da bir

okul müdürü okumayı yaygınlaştırmak için muz ve meyve suyu promosyonu yaratmış.

Söylenti o ki bazı öğrencileri bu sayede ilk defa muz’un tadına bakmışlardır.

Eğitilmiş İnsanlara Toplumu Aydınlatma Görevi Düşüyor

Batı'da gördüğümüz gibi başta aydınlarımız, öğretim üyeleri, öğretmenler,

mühendisler, doktorlar, okuma zevkini topluma benimsetmek isteyen tüm kişilerin

örgütlenmesi ve topluma örnek olmasının yolları aranmalıdır. Herkesin yanında kitap

bulundurması ve bir dakika bile zamanı olsa kitap okumaları örnek bir davranış olacaktır.

Özellikle Batı'da trende ve otobüslerde insanların oturur oturmaz kitabını açma alışkanlığını

ülkemize benimsetmek için örnek oluşturalım. Özellikle gençler için okumanın öneminin

beyin gelişimi ve düşünme sistematiğinin kazanılması açısından önemlidir. Gençliğin erken

dönemlerde okuması ve dağarcığını doldurması ve edindiği bilgi ile geleceğinin yol haritasını

çizmesi sağlıklı bir Türkiye için önem arz etmektedir.

Evde mutlaka her akşam çocuklarımızın yanında kitap okuyarak, örnek olmamız

gerekir. Gerekirse biraz da TV ekranlarını, çok önemli programların olduğu saatlerde

izleyelim, yoksa her saatte TV izlemenin gerekli olamadığını gösterelim. Bizleri

zenginleştirecek kitap okuma kursları düzenleyelim, çevremizdekileri sürece teşvik edelim,

kitap üzerine sohbetler yapalım. Böylece, kitap sevgisini birbirimize kazandırmaya çalışalım.

Bize bu şekilde yaşamak yakışır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR? (2)

9/11/2009 ·

    Araştırmalar gösteriyor ki, bugün Türkiye’de, daha bir kitabı bile adamakıllı okumamış milyonlarca insan var. Hiç kitap okumayanların dışında kalanların ise çoğu, bütün yaşamı boyunca sadece 3-5 kitap okumuş. Tabii bu sayımlamalara “ders kitapları” falan ekli değil.

    Durum böyle olunca, insan merak ediyor. Neden ülkemizde okumaya pek önem verilmiyor? Bunun çok çeşitli sebepleri var. Ekonomik sıkıntılar, kişisel özellikler, insan psikolojisi, baskıcı tutumlar, siyasi görüş, zaman sıkıntısı, eğlenmeye ayrılan vaktin artması, bilişsel gelişmeler, sözlü kültür… gibi sayılabilecek onlarca neden, insanları okuma kültüründen uzaklaştırıyor. Peki sizce bu sıralanan nedenler, aşılması güç nedenler midir? Bence hayır. Çünkü bu nedenler arasında “dışa bağlı” olanlar var olsa da, okuma alışkanlığı edinememenin belirleyicisi, yine kişinin kendisidir.

    Okuma kültürü kazanamamanın nedenlerini, kısaca irdeleyip okuma alışkanlığı kazanmak için bazı ipuçları vereceğim.

 

   Yukarıda saydığımız nedenlerden birincisi “ekonomi“… Ülkemizde kişi başına düşen milli gelir her yıl artsa da, ne yazık ki toplumumuza yansıyan bir şey yok. Bunun için hâlâ her ay bir sonraki ayın maaşını kullanan milyonlarca insan var. Zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamayan insanlar, gelirlerinin bir kısmını kitaba ayıramıyorlar. Bu da okuma kültüründen uzaklaşmaya neden oluyor. Çeşitli görüşler etrafında örgütleşen bazı kuruluşların, insanları belli kitapları okuma veya hiç kitap okumama yönünde baskı altına alması da ülkemizde kitap okuyan insanları etkilemiştir. Belli dönemlerde bazı çevreler kendine uygun kitabın okunmasını sağlamış, geri kalanların okunmasını resmen yasaklamıştır. Hatta belli dönemlerde bazı kitapların okunması yasaklanmıştır. İşte bunlar da toplumumuzdaki kitap - okuma sevgisini etkilemiştir.Diğer bir neden ise, “zaman sıkıntısı“dır. Bazı özel kuruluşlarda iş saati sabahın erken saatlerinde başlıyor, akşam geç saatlerde bitiyor. Devlet dairelerinde çalışmak da, insanları gerçekten yıpratıyor. Bu da insanların eve döndüklerinde yorgun düşmelerine ve dolayısıyla kitaba vakit ayıramamalarına neden oluyor. Önemli bir diğer neden ise, teknolojik gelişmelerin günlük yaşamımızı derinden etkilemesi sonucu bilgisayar veya televizyon karşısında gününün yarısını harcayan insanların çoğalmasıdır. “A dizisini izlemek, bilgisayarda B oyununu oynamak… yerine kim gidip kitap okuyacak?” zihniyetini taşıyan insanların giderek artması, okumaya uzak insanların artmasına neden oluyor.

    Okuma kültüründen uzak olmanın nedenlerini kısaca açıkladıktan sonra, okuma alışkanlığı kazanabilmenin yollarını vermeye çalışayım.

    1- Her şeyden önce okuma alışkanlığını kazanabilmek için “içsel denetiminizi” sağlamanız gerektiğini bilin. Yani dışarıdan ne kadar etki olursa olsun, sonuçta bu alışkanlığı kendi çabalarınızla kazanacağınızın farkına varın. Öğretmeninin veya ailesinin kitap okuması için zorladığı bir gencin, kitabın arasına iddia kuponları koyup, kendisini kitap okuyormuş gibi göstermesi, buna bir örnektir. Sonuçta dışarıdan ne kadar baskı olursa olsun, kişi istemedikten sonra bu alışkanlığı kazanamaz.

    2- Kitap, dergi, makale… okumayı, “boş vakitleri doldurmak” diye adlandırmamak ve bunu yaşamımızda bu yönüyle uygulamaya çalışmamak gerekir. Çünkü okumak, kişinin bir ihtiyacı olmalıdır. Okumayı yaşamımızda öyle bir yere koymalıyız ki, sıkıntıya girmeden, zevkle her gün kitap okumamız gerektiği aklımıza gelsin. Ben, bir dönem her gece yatmadan önce mutlaka en az 5-10 sayfa kitap veya dergi okurdum. Bir süre sonra buna öyle bir alıştım ki, gece yatağıma girdiğimde gerçekten kitap okumadan uykum gelmez oldu. Şimdi çok yoğun olduğum, hiç vaktimin olmadığı günlerde bile uyumadan önce kesinlikle kitap okur, öyle uyurum. Zaten okumadan gözüme uyku girmez. İşte sizin de her gün kitaba ayırabileceğiniz bir zaman belirlemeniz lazım. Bu zamanı ayarlayıp, o saatlerde düzenli olarak kitap okumaya başlarsanız, bir süre sonra her gün o saatlerde tıpkı acıkır - susar gibi kitap okuma ihtiyacı duyacaksınız.

    3- Kişilerimizi okuma kültüründen uzaklaştırıp, kul yapımı bir makinenin önüne bağlayan teknolojik gelişmelerin, bizim bazı ihtiyaçlarımızın önüne geçmemesini sağlamalıyız. Diyelim ki bir günde kendinizce kullanabileceğiniz 4 saatlik zamanınız var. Bu 4 saatin tamamını televizyon başında dizi / film izleyerek veya bilgisayarda oyun oynayıp internette dolaşarak geçirirseniz, o vakitte yapılması gereken bir sürü şeyden yoksun kalırsınız. Bunun için vaktinizi nelerle geçirdiğinizi iyi belirlemeli ve sizin okuma alışkanlığınıza engel olabileceğini düşündüğünüz belli bağımlılıklarınızdan  kurtulmanız gerekiyor.

    4- Okuma alışkanlığı kazanabilmek için ön hazırlıkları tamamladıktan sonra, hangi konulara - türlere ilgili olduğunuzu ve ne düzeyde bir okuyucu olduğunuzu belirleyin. Eğer yaşamınız boyunca hiçbir roman, öykü, destan, masal, şiir… okumadıysanız, kesinlikle ilgili olduğunuz konularda yazılmış, basit düzeydeki eserlerle işe başlayın. Eğer sizi bunaltacak eserler seçerseniz, kesinlikle alışkanlığı kazanmakta güçlük çekersiniz. Bunun için öncelikle kısa, ilginizi çekebilecek konularda yazılmış ve hatta resimlerle desteklenmiş eserleri okuyun.

    5- Alışkanlığınızı pekiştirecek hedefler belirleyin. Örneğin haftada bir kitap bitirme ile başlayıp, bunu iki günde bir kitaba kadar indirmeye çalışın. Ayrıca edebiyat, bilim, kültür, mizah… dergilerine abone olun. Nedense “okuma alışkanlığı” denildiğinde hep yanlış bir şekilde “kitap okuma alışkanlığı” akla gelir. Genellikle bunun için söylense bile, sadece dergi okuyan bir insan da okuma alışkanlığını edinmiştir. Bunun için sadece kitaplarla değil, dergi, gazete ve benzeri yayınlarla da düşünce alanımızı genişletmeye çalışın. Gazete satın almak istemiyorsanız bile, internetten güncel olayları takip edin. İlginizi çeken konularda hazırlanmış haberleri bıkmadan okumaya çalışın.

    6- Okumada aşırıya gitmemek kaydıyla seçici olun. Gördüğünüz her kitabı veya metni okumayın. Sadece ilgili olduğunuz konulardaki eserleri okuyun. Türk ve dünya edebiyatında iz bırakmış eserleri mutlaka bir an önce okumaya çalışın. Seçilmiş eserlere daha çok öğrenciler için belirlenmiş “Yüz Temel Eser” listesinden bakabilirsiniz. Seçici olmakla çok yönlü okumak çok farklıdır. Sizden farklı düşünen insanların eserleri de sizi okumaya bağlayabilir.

    7- Okuma alışkanlığı kazanmama nedeninizi, “kaynak yoksunluğuna” bağlamayın. Kitaplarınızı, dergilerinizi… arkadaşlarınızla bir süreliğine değiştirin. Bulunduğunuz yerlerdeki kütüphanelere çok sık uğrayıp, elinizde olmayan kitapları ödünç alın. Eğer yakınınızda kitap okuyan insanların uğradığı “kültür evleri” falan varsa, oralara gidip kendinize “okuma arkadaşları” bulun. Okuduğunuz bir kitabı, arkadaşlarınızla veya ailenizle paylaşın.

    Burada sayılmayan ve sizin kitap okuma alışkanlığını edinmenizde yardımcı olacağını düşündüğünüz şeyleri yapmaktan çekinmeyin. İnsanlar kitap okudukça sözcük dağarcıklarını geliştirirler, düşünce alanlarını genişletirler, kültür seviyelerini yükseltirler, temel dil becerilerini (okuma, yazma, konuşma, dinleme) geliştirirler, dünya görüşlerini genişletirler… Ve böylece toplum içerisinde boş konuşmayan, sözü dinlenen, saygın ve seçkin bireyler olurlar. Bunun önemini kavratmak, öncelikle aile büyüklerine sonra da öğretmenlere düşüyor. Kişinin kişilik yapısını bile değiştiren bu alışkanlığı, küçük yaşta çocuklara kazandırmak için aile içerisinde çocuklar okumaya özendirilmeli, gerekirse belirlenen “okuma saatleri” ile gençler okumaya teşvik edilmelidir. Çocuklarınıza sık sık kitap armağan etmek de, onların kitapla tanışmasına aracı olabilir. Öğretmenlerin de okulda “okuma yarışmaları” gibi etkinliklerle öğrencileri okuyan bireyler olmaları için yönlendirmeleri gerekmektedir.

    Tüm bunlar düşünüldüğünde, kitap okuma alışkanlığının aslında kazanılması zor bir şey olmadığını anlamak gerekir. Gerçekten aydınlık günlere ulaşmak için, basit sorunların aşılması için kendinizde bu gücü görebiliyorsanız, hiç aksatmadan okumaya başlayıp, daha önce hiç tatmadığınız bir evrene dalıverin.

    Bir gün, güzel yurdumuzda kütüphanelerin kahvehanelerden çok olması dileğiyle…

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::